Sanatçının Önemi

16.05.07, 10:20.

 

SANATÇININ ÖNEMİ

 

Sanatçının toplumsal konumu, geçmişte bir yerden yere vurulmuş, bir göklere çıkarılmış.

 

Kendi hesabıma açıkça konuşayım:

 

Sanat eserleri olmasaydı, ben bir hiçtim. Sanat ürünü kullanmayan küçük burjuvazi de bir hiçtir, her gün gözlerimle örneklerini görüyorum.

 

Ancak 2 durum var:

 

Bir sanat üründen zihnimin aldığını, o sanatçı vermemiş olabilir. Bir sanat eserinden benim aldığımı, başkası al(a)mayabilir, tersi de benim için geçerli.

 

Bunun açıklaması çok basit: Bir geometrik biçimi-parçayı sonsuz çeşitlemeli olarak, hem aynı bütüne, hem de başka bütünlere yerleştirebilirsiniz. 12 tane 5’li pentagramı anımsayın, yeter.

 

Benim avantajım ise şu:

 

Bende joker parçalar var, bir tür eksik parçayı tahayyül ettirici destek-parça. Ya da başka bir deyişle: Ben bir sanat eserinde ‘verilecek olan’ı da algılayabiliyorum.

 

Ancak, tüm bunların dışında bir gerçek var: Tüm duygusal doyumlarımı sanat eserlerinde yaşıyorum, öncelikle ve tamama yakın filmlerde, sonra az da olsa modern danslarda, tabii daha da az müzik parçaları var.

 

Bu nedenle, informatik-kognitif ve simülatif-yazılım biriyim.

 

Haa, önemli bir not: Dün 5 sergi gezdim, belli duygusal doyumlar yaşadım. Sonra, Karaköy’den Kasımpaşa’ya deniz yoluyla döndüm. O sırada yaşadığım duygusal doyum müthişti, sanat eserlerininkini de aştı, çünkü deli bir güneş ve mışıl bir rüzgar vardı. O nedenle, hem tüketirken, hem de üretirken, sanat-yaşam sentezini ve praksisini başarmış bir kişi olduğunu söyleyebiliyorum.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !